Pire Alerjisi

Bu yazı Evcil Hayvan Sahipleri Bilgi Kaynağı bloğundan arkadaşım Vet.Hekim Ümit Yılmaz’ın onayıyla alınmıştır.

Teşhis Hakkında:

Kedilerde ve köpeklerde üzerilerinde pire olduğunda gösterdikleri rahatsızlıklar bireyden bireye değişir. Bu kadar farklı tepki göstermelerinin nedenlerinden bir de pire ısırığına karşı alerjilerinin olup olmamasıyla ilgilidir. Pire ısırığı alerjisi oldukça sık görülen cilt rahatsızlıklarından birisidir.

Pire ısırığı alerjisi, pire tükürüğündeki proteinlere karşı hassasiyettir. Hassas olmayan hayvanları pire ısırdığında ortaya çıkan rahatsızlık hafif derecededir. Pire ısırdıktan kısa bir süre sonra orayı hafifçe kaşırlar. Pire alerjisi olan hayvanlar ise oldukça şiddetli kaşıntıyla sadece ısırık yerini değil tüm vücutlarını kaşırlar. Üzerlerinde pire olduğu sürece de kaşıntı daha kötüye gider. Tüylerin dökülmesi ve açılmalar, deride kızarıklık ve döküntülere kadar varacak kadar işler kötüleşebilir. Bir hafta içinde sadece bir ya da iki pire ısırığı bile alerjik reaksiyonları tetiklemeye yeterli olur. Pire alerjisi her yaşta görülebilirse de en çok bir ile beş yaş arasında görülür. Pire alerjisi köpeğin yaşadığı bölgede pirelerin aktif olduğu mevsimde ortaya çıkar. İstanbul bölgesinde pirelerin en aktif oldukları dönem mart ile kasım ayları arasıdır. Pirelerin aktif olduğu dönem çevre ısısının ortalama 15C dereceyi geçtiği mevsimlerdir. Buna göre yaşadığınız yerdeki pire mevsimini kestirebilirsiniz.

DSCN3058Veteriner Hekimler sıklıkla, genel muayenede deri kondisyonunu değerlendirerek, deri üzerindeki pire ve yumurtalarını görerek ve yapılan tedaviye verilen cevaba göre teşhislerini koyarlar. Pire alerjisi olan hayvanlarda genelde üzerlerinde pire görülmez. Çünkü aşırı kaşınma yalanma ile alerjiyi tetiklemiş olan bir kaç pire de düşer ya da kedi veya köpek onu çiğneyerek öldürmüştür. Şüpheli durumlarda alerji testi yaparak teşhis koymak da mümkündür. Doğrudan kandan ya da deri içi enjeksiyon tarzında değişik test yöntemleri bulunmaktadır. Teşhisin en kolay yolu pireye karşı olan ürünleri düzgün aralıklarla kullanıp şikayetlerin azalıp azalmadığını kontrol etmektir. Pire alerjisine benzeyen ancak pirelerle hiçbir alakası olmayan bazı cilt hastalıklarını ayırt etmek için testler yapılması gerekebilir. Çünkü bu hastalıların tedavisi için kullanılacak ilaçlar pire alerjisi tedavisinde kullanılan ilaçlardan farklıdır.

DSCN3057Teşhis ile Yaşamak:

Pire ısırığı alerjisi olan hayvanlar çok şiddetli ve neredeyse hep kaşınırlar. Bunun sonucu olarak ciltte yaralanmalar meydana gelir. Yaralar kabuklu, şişkin iltihaplı olabilir. İltihabın nedeni yaralardan sızan serumun bakteri üremesine çok elverişli olmasından kaynaklanmaktadır. Bu yaraları hayvan dişleyebilir ve çiğneyebilir. Bundan dolayı hayvanın derisinin rengi koyulaşabilir ve kalınlaşabilir.

Tedavi:

Tedavi de sıkı takip edilen dış parazitleri öldürücü ve kovucu ilaçlar uygulanır. Tedaviyi takip edebilmek amacıyla derideki yaraların çapları ölçülerek not alınması takibi kolaylaştırır. Günümüzde kullanımı çok kolay ve etkili olan ürünler mevcuttur. Bunları veteriner hekiminizin reçete ettiği (söylediği) gibi kullanmalısınız.Eğer hayvanın yaşadığı çevrede ,evde de pireler çoksa halıları tersten süpürmek pire yumurtası sayısını azaltarak tedaviye yardımcı olur. Veteriner hekiminiz yaraların durumuna göre yangı giderici ilaçlar ve/veya antibiyotik de reçete edebilir.

DSCN3059Neleri yapmalısınız?

Eğer evinizi bahçenizi ilaçlatmanız gerekiyorsa sertifikalı uzman şirketlere yaptırmalısınız. Uzman olmayanlara yaptıracağınız ilaçlatma işlemi zehirlenme vakaları ile sonuçlanabilir ya da istediğiniz sonucu alamayabilirsiniz.

Neleri yapmamalısınız?

Çevre için kullanılan ürünleri asla hayvanlara uygulamayın. Permetrin içeren ürünleri asla kedilere kullanmayın.

Veteriner Hekiminizi ne zaman aramalısınız?

Bir aydan fazla bir süre boyunca yaralarda hiç bir gelişme olmuyorsa.

Dış parazitlere karşı kullanılan ilaç uygulandıktan sonra hayvanınızda sersemlik, kusma, yüz kısmında şişkinlik gibi belirtiler ortaya çıktı ise veteriner hekiminizi arayın.

DSCN3060Takip etmeniz gereken belirtiler:

Çevrede veya hayvanınızın üzerinde pire, pire yumurtası veya dışkısı olup olmadığını takip etmelisiniz.

Bu yazı Evcil Hayvan Sahipleri Bilgi Kaynağı bloğundan arkadaşım Vet.Hekim Ümit Yılmaz’ın onayıyla alınmıştır.

En etkili pire önleme yöntemi nedir?

Bu yazı Evcil Hayvan Sahipleri Bilgi Kaynağı bloğundan arkadaşım Vet.Hekim Ümit Yılmaz’ın onayıyla alınmıştır.

En etkili yöntem bilgilenmektir.

  • Yetişkin pire problemin sadece görünen yüzü yani bir parçasıdır.
  • Pire yumurtası ve larvaları pire probleminin kilit noktalarıdır.
  • Hayvanınızın pirelenmesi için dışarı çıkmasına gerek yoktur.

Pireler kan emerek beslenen parazitlerdir. Kuşlara ve memelilere bulaşabilir. Ancak yoğun bulaşma olmadığı sürece insanları tercih etmezler. Ancak pireler çok yoğun ise insanları da ısırabilirler. Pire enfestasyonu veteriner hekimlerin sık karşılaştığı problemlerden birisidir ve yaşam kalitesini çok düşürür.

Pire evcil hayvanlarda ciddi alerji problemlerine yol açabilir. Yoğun olarak pirelenme hayvanınızın sık olarak şiddetli kaşınmasına hatta kendini ısırıp yaralanmasına neden olabilir. Hayvanınız pireye karşı alerjik olmasa bile hayvanınıza ciddi hastalıkların taşınmasına aracılık eder. Bartonellosis (insanlara bulaştığında “kedi tırmalama hastalığı” adı verilen hastalığı yapan etken), bağırsak parazitlerinden tenyalar pireler ile hayvanınıza bulaşır.

Yetişkin PirePireler hayatta kalma konusunda çok başarılıdırlar! Şaşırtıcı şekilde yüksek veya düşük ısı şartlarında uzun süreler hayatta kalabilirler. Konakçı bulamamış yumurta ve larva formları aylarca hayatta kalabilirler.

Eğer hayvanınız dışarı çıkıyorsa, pet pansiyon, oyun alanları gibi diğer hayvanların bulunduğu yerlere gidiyorsa pireyle karşılaşma ihtimali yükselir. Ancak evden hiç dışarı çıkmamış hayvanlar da pirelenebilir. Çünkü ev ortamı pireler için ideal ısı ve ortamı sağlar. Çok daha çetin koşullara dayanıklı pireler için ev ortamı cennet gibidir.

Eve pire yumurtasını veya larvasını elbiseleriniz, ayakkabınızın altı, evcil hayvanı olan arkadaşınız ya da evcil hayvanıyla birlikte gelen arkadaşınız getirebilir. Pire bir defa konakçısını bulduğu zaman zaman kaybetmeksizin kan emmeye ve çok miktarda yumurta çıkarmaya başlar. Kan emmiş olan yetişkin pire hayvanınızın üstünde kalmaya devam ederken yumurtalar ve larvalar hayvanınızın üstünden dökülerek etrafa yayılmaya başlar. Pire larvaları hareketlidir. halının altı, parke aralıkları, süpürgeliklerin arkası gibi ulaşılması güç yerlere saklanma eğilimindedir. Larvalar olgunlaştıktan sonra konakçısının üzerine atlayarak yaşam çemberine devam etmek isterler.

Pire larva ve yumurtaları taranmış tüylerle birlikte

Eğer çok yoğun değilse hayvanınızın üzerinde yetişkin formunu görmeyebilirsiniz. Yetişkin pire hayvanınızın üzerinde en kolay görülebilecek pire formudur. Gördüğünüz her yetişkin pire çevredeki diğer formlardaki (yumurta, larva, pupa) pire kontaminsayonun %5’idir. Bir başka deyişle hayvanınızın üstünde gördüğünüz her yetişkin pirenin yüz katı çevreye saçılmış durumdadır.

Sorunu nasıl çözebiliriz?

Pire sorunu aynı anda birden fazla yaşam formuyla sorunu oluşturduğu için en iyi savaşma yöntemi, pirenin tüm yaşam formlarıyla aynı anda mücadele etmektir.

Eğer hayvanınız pirelendi ise veteriner hekiminizi ziyaret etmek doğru olacaktır. Pire alerjisi, kaşınmaya bağlı yaralanmalar gibi deri problemlerini teşhis ve tedavisi için veteriner hekiminiz yardımcı olacaktır.

Veteriner Hekiminiz size doğrudan yetişkin pirelere karşı etkili bir ürün önerebileceği gibi larva ve yumurtaları da etkileyen ürün de önerebilir. Eğer birden fazla hayvanınız varsa etkilenmiş olsun ya da olmasın hepsinin ayrı ayrı tedavi edilmeleri gerekir. (bu nokta önemlidir)

Veteriner Hekiminiz gerekirse eviniz için de (varsa bahçenizi) ilaçlatmanızı önerebilir.

Ne kadar tanıdık değil mi?

Bu yazı Evcil Hayvan Sahipleri Bilgi Kaynağı bloğundan arkadaşım Vet.Hekim Ümit Yılmaz’ın onayıyla alınmıştır.

Pisi Pisi Otları

pisi1Köpeğiniz ile kırlarda dolaşmaktan mutluluk duyuyorsanız bu güzel anların ardından yaşanabilecek pisi pisi otu problemini unutmamalısınız. Doğada yabani olarak yetişen ve bahar aylarında oldukça sık görülen pisi pisi otları özellikle uzun tüylü ve uzun kulaklı ırkların en büyük problemlerinden biridir. Pisi pisi otları yapısı gereği daima ileri haraket eder. Bu nedenle de kulak, burun veya ayağa battığında kendi kendine çıkma şansı yoktur. Otun tehlikeli olduğu zamanlar Mayıs ve Eylül ayları arasındaki dönemdir.

Özellikle cocker, setter gibi ırklarda kulağa, boxer, german shepherd gibi ırklarda burun deliklerine pisi pisi otu girmesi sık yaşanılan bir olgudur. Ayrıca bol tüylü ırklarda pati aralarından batarak ilerleyen pisi pisi otlarına oldukça sık olarak rastlanmaktadır.

Köpeğinizin günlük ihtiyaçlarını karşılamak veya kırlarda temiz hava almak için dolaşmaya çıktığınızda dikkat etmeniz gereken bir kaç küçük detay pisi pisi otları nedeniyle yaşayabileceğiniz problemlerin önlenebilmesi için önemlidir.

pisi2Gezinti esnasında veya eve döndüğünüzde ani olarak beliren bir topallık veya ayağını sakınarak yürüme gibi bir belirti gördüğünüzde patilerini kontrol ederek bir kızarıklığın olup olmadığına bakmalısınız. Sadece bir kısmı batmış olan pisi pisi otlarını bir pens yardımıyla çıkarabilirsiniz. Ancak pisi pisi otu görünmediği halde kızarıklık ve şişkinlik varsa yapılabilecek en doğru işlem vakit geçirmeden veteriner hekim tarafından batmış olan pisi pisi otunun çıkarılmasıdır. Kısa sürede ilerleyerek daha derin dokulara giren pisi pisi otlarının çıkarılması oldukça güçtür.

Pisi pisi otlarının kulağa kaçtığı durumlarda görülebilen belirgin bulgu sürekli kulakları sallama, başını eğik tutma ve patisiyle kulağını kaşıma çabasıdır. Böyle bir durumda da vakit kaybetmeden veteriner hekiminize gitmelisiniz. Aksi halde hızla ilerleyen pisi pisi otları kulak zarında delinmeye ve orta kulakta iltihaplanma gibi daha ciddi sorunların yaşanmasına neden olabilir.

Ani olarak başlayan hapşırma nöbetleri özellikle boxer gibi basık burunlu ırklarda ve koklama merakı olan köpeklerde pisi pisi otu ihtimalini hatırlamak için yeterli bir nedendir. Burun deliklerinden giren pisi pisi otlarının tüylü kanatları nedeniyle burun mukozasında irkilti ve buna bağlı olarak hapşırmalar oluşur. Burnuna pati atarak veya silkelenerek burnundan otu çıkarmaya çalışır. Burun deliklerinden ilerleyen pisi pisi otları genellikle yutağın açılış kısımındaki kıvrımlı bölüme batarak kanamalara da neden olabilir. Kanamaların diğer bir nedeni ise aşırı hapşırmaya bağlı olarak kılcal damarlarda şekillenen çatlamalardır. Bu durumda da vakit kaybetmeden veteriner hekime gitmeli ve pisi pisi otunu çıkarttırmalısınız.

Köpeğinizin her gezinti sonrasında tüylerini fırçalayarak kontrolunü yapmanız sadece pisi pisi otunun değil pire ve kene gibi dış parazitlerinde tespit edilebilmesi yönünden fayda sağlayacaktır. Ayrıca patileri uzun tüylü bir köpeğe sahipseniz ve sık sık bu problemi yaşıyorsanız mevsim başında pati tüylerini kısalttırmanız sorunun çözümünde kolaylık sağlayacaktır.

Evcil Hayvanlarda Ağız ve Diş Bakımı

“Evcil Hayvanlarda ağız ve diş sağlığını korumak için neler yapabileceğinize dair bilgileri bu yazımızda bulabilirsiniz.”

goldenteethKüçük Dostunuz Hastalıklardan Korunmak için Size Güveniyor

Kedi ve köpeklerde ciddi enfeksiyonların ve diğer evcil hayan hastalıklarının tedavisinde elde edilen tecrübelerle, oral hastalıklar (en önemlisi periodontal hastalık veya plak ve tartar oluşumu sonucu meydana gelen diş eti hastalığıdır) ilk sıradaki sağlık problemi haline gelmiştir. Doğru diş bakımı uygulanmayan köpeklerde 80% ve kedilerde 70% oranında 3 yaşından itibaren oral hastalık belirtileri ortaya çıkmaya başlar. Sizin yardımınızla, evcil hayvanlarınız yaşam boyu sağlıklı dişler ve diş etlerine sahip olabilir.

Siz sadece onlara birkaç şey sağlamalısınız :

● Besleyici bir diyet.

● Veteriner hekim tarafından tavsiye edilen çiğneme ödülleri.

● Evde düzenli diş fırçalama.

● Veteriner hekim tarafından senelik dental check-up.

Ağız sağlığı uygun diyetle başlar

Yanlış türde besinler evcil hayvanlarda ağız ve diş problemlerine yol açabilir. Kedi veya köpeğinizi yumuşak, konserve mama yerine kuru mamayla beslediğinizde kuru mamanın dişler üzerinde yarattığı hafif sürtünme kuvveti sayesinde ileride tartara dönüşecek bakteriyel plak tabakası ortadan kalkar. Kuru mama aynı zamanda yeterli çiğneme egzersizi ve diş eti uyarımı da sağlar. Plak ve tartar oluşumu arttırdığı için küçük dostunuza tatlı besinler ve sofra artığı vermemelisiniz. Özellikle evcil hayvanınız ırk özelliği veya genetik geçmişi bakımından ağız ve diş problemlerine yatkınsa veteriner hekiminiz plak ve tartar oluşumunu azaltan özel kuru mamalardan kullanmanızı tavsiye edebilir.

Küçük dostunuzun dişlerini fırçalamak

Diş eti hastalığına önayak olan tartar oluşumu ve diş çürümesine neden olan dental plak tabakasını ortadan kaldırmak için kedi ve köpeklerde dişlerin fırçalanması gerekir. Kedi yavrusunu eve getirdiğiniz andan itibaren ve köpek yavrularında 6 – 8 haftalık yaştan itibaren düzenli günlük diş fırçalama alışkanlığını başlatmanız gereklidir. Yetişkin kedi ve köpekler bile diş fırçalama işlemini kabul etmesi üzerine eğitilebilir. Sadece basit olarak aktivitenin kademeli olarak tanıtılması ve pozitif bir deneyim haline getirilmesi gerekir. İşlem boyunca sürekli petinizi övmeli ve kutlamalı, işlem biter bitmez çok sevdiği bir şeyle ödüllendirmelisiniz. İşte nasıl yapıldığı :

1. Aşama

Köpekler için parmağınızı et suyuna, kediler için ise ton balığı suyuna veya ılık suya bandırarak başlayın. Bu parmağı hafifçe evcil hayvanınızın diş etlerine ve bir veya iki dişine sürtün. Evcil hayvanınız bu aktiviteye iyice alışıp kendini rahat hissedene kadar tekrar edin.

2. Aşama

Kademeli olarak gazlı bez kaplanmış bir parmağınızı dişler üzerinde dairesel hareketlerle gezdirmeye başlayın.

3. Aşama

Ardından, bir diş fırçası kullanmaya başlayabilirsiniz. Bebekler için tasarlanmış ultra yumuşak fırçalardan veya özel pet fırçaları ve parmak fırçalarından kullanabilirsiniz. Parmak fırçalarının bir ucu fırça şeklinde tasarlanmıştır ve parmağa giyilir.

4. Aşama

Son olarak küçük dostunuz dişlerinin fırçalanmasına alıştıktan sonra evcil hayvanlar için üretilmiş sıvı veya pasta şeklinde diş macunlarını kullanmaya başlayabilirsiniz. Bunların çoğu klorheksidin veya stannous florid içerir (veteriner hekime tavsiyesini sorabilirsiniz) İnsanlar için üretilen diş macunlarını kullanmamalısınız, bunlar petinizin midesine dokunabilir. Veterineriniz aynı zamanda fırçalama sonrası bir antiseptik sprey veya solüsyon kullanmanızı önerebilir.

Senelik dental check-up yaptırmayı unutmayın

Kedi veya köpeğinizin uygun diyetle beslenmesi ve evde günlük diş fırçalaması için elinizden geleni yapmanız dişlerinin ve dişetlerinin en iyi durumda olmasını sağlar. Evde uygun diş bakımı sağlamanız için öncelikle diş ve dişetlerinin kontrol edilerek sağlıklı olduklarından emin olunması gerekir. Bu noktada veteriner hekimler devreye girmektedir.

Veteriner hekim küçük dostunuzun ağız boşluğunu ayrıntılı bir şekilde muayene ederek altta yatan bir problem olup olmadığına ve özellikle tartar oluşumuna bakar. Fırçalama ile bakteriyel plak tabakası temizlenebilir fakat tartar uzaklaştırılamaz. Bu nedenle eğer evcil hayvanınızda tartar oluşumu varsa anestezi altında uygulanan profesyonel bir temizlik ve cilalama işlemiyle tartar tabakası uzaklaştırılır. Tartarın uzaklaştırılmasından sonra veteriner hekim evcil hayvanınızın dişlerini florid ile tedavi eder ve devamında evde sizin yapmanız gereken bakım konusunda bilgi verir.

Birkaç ipucu :

● Sert et – protein bisküviler ve bazı sığır ürünlerinden yapılmış çiğneme ödülleri plak tabakasının uzaklaştırılmasına yardımcı olur ve diş etlerinin uyarılmasını sağlar.

● Köpeklerde tahta fırlatma çubuklarına ve kedilerde tahta parçalarının çiğnenmesine dikkat etmelisiniz. Bunlar diş etlerinde yaralanmalara ve dişlerde çatlaklara neden olabilir.

● Evcil hayvanınızın kemik ve taş gibi sert maddeleri çiğnemesine izin vermemelisiniz. Bunlar dişlerin çatlaması, kırılmasına ve dişetlerinin yaralanması sonucu enfeksiyona neden olabilir.

Birkaç istatistik :

● Kedi yavrularında ilk geçici “süt dişleri” 26 adettir ve 2-3 haftalık yaşta çıkar. Kalıcı dişleri ise 30 adettir ve 3 aylık yaşta değişmeye başlar.

● Kediler evcil memeli hayvanlar içinde en az diş sayısına sahip hayvanlardır.

● Köpek yavrularında geçici dişler 2 haftalıkken çıkmaya başlar, kalıcı dişleri 42 adettir ve 3 aylıkken değişmeye başlar.

Kedinizin Davranışlarını Geliştirmeye Yardımcı Olun

“Kedinizin davranışlarını geliştirmek için birkaç altın kuralı öğrenmeyi ister misiniz ?”

Kediler Kuzey Amerika ve Avrupa’da önceleri asosyal hayvanlar olarak tanımlanmış ancak şu anda en popüler hayvanlar olmuşlardır. Buna rağmen köpeklerden farklı olarak etkileşime ve özellikle de sizin sevgi ve ilginize ihtiyaç duyarlar. Evinize yeni bir yavru veya yetişkin kedi alınca öncelikle sadece evin içinde mi tutacaksınız yoksa dışarı çıkmasına da izin verecek misiniz, bunlara karar verin. İkisinin de avantajları ve dezavantajları vardır. Serbest gezinmeleri hastalık kapma olasılıklarını artırır ve daha kısa ömürlü olmalarına neden olabilir çünkü; araba çarpabilir, diğer hayvanların saldırısına uğrayabilirler; pire, kene ve kulak uyuzu gibi iç ve dış parazitlere maruz kalabilirler. Aksine eğer dışarı çıkmak gibi bir maceraya atılmayacaksa, ona fiziksel ve zihinsel egzersizleri yeterince sağlayabilmelisiniz. Bunlar sizinle olan etkileşimi, bedensel aktivite, serbestçe tırmalayabileceği bir alan ve temiz bir tuvalet olmalıdır. Hangi seçimi yaparsanız yapın kedinizin davranışlarını direkt olarak etkileyen birkaç noktaya dikkat ederseniz ev düzeniniz ve kedi sevginiz arasında bir uyum oluşturabilirsiniz.

Oyun Zamanları Kedinizi Mutlu ve Sağlıklı Tutmanıza Yardımcı Olur

Kedinizin ilginç ve uğraştırıcı oyunlar oynayabileceği, bu çeşit iç güdülerini tatmin edebileceği, yüksek aktivite gösterebilme fırsatının olduğundan emin olun. Zıplayan veya uçan oyuncaklar bulun “bu çeşit bir sürü oyuncak mevcut” ki kovalasın, avlasın ve yakalayabilsin. Bazı kediler ışık noktacıklarını kovalamayı severler, bunlar fener, lazer pointer veya aynalarla sağlanabilir. Ayrıca alüminyum folyoyu top haline getirip, uzun bir ipe bağlayıp bunu da belinize veya kemerinize bağlayabilirsiniz. Böylece siz hareket ettikçe kediniz topu yakalamaya çalışırken çok iyi vakit geçirecektir. Yalnız ipi yeterince uzun bırakın ki kediniz yanlışlıkla bacağınızı yakalamasın! Kedinizle “özellikle de sık sık evde tek başına kalıyorsa” en az günde 15 dakika, sizinle etkileşimde olabileceği oyun seansları düzenlemelisiniz.

Serbestçe Tırmalayabileceği Bir Alanı Olsun

Tırmalama içgüdüsü kedilerde doğal olarak bulunur. Bu içgüdü kediler beş haftalıkken başlar. Tırmalamak kimyasal ve davranışsal mesajların dışında diğer kedi ve hayvanlara mesaj bırakmalarına yarar. Her ne kadar onun için tamamıyla normal bir davranış olsa da kilimlerinizi ve mobilyalarınızı tırmalamaya başlaması sizin için büyük bir problem haline gelebilir. Eğer böyle yaparsa, tırmaladığı objeyi kaplayabilir veya kaldırabilirsiniz. Bu işlemleri yapmak her zaman uygun olmayabileceği için en kolay çözüm olarak onun tırmalamaktan hoşlanabileceği bir yer ayarlayın.

● Ticari olarak satın alabileceğiniz bütün tırmalama tahtaları, bütün kediler için çekici olmayabilir.

● Yüzeyleri halatla, mukavva ile kaplanmış, tahta kaplanmış veya tamamı ahşap olan tırmalama tahtalarını bazı kediler tercih edebilirler.

● Bazı kedi sahipleri de kendi tırmalama tahtalarını kendileri yapmayı tercih eder. Yumuşak bir kütüğe veya üç tane kütük birleştirilerek, ve altlarına kare bir tahta çakılarak etrafına halat dolanarak böyle bir tırmalama oyuncağı elde edilebilir.

● Tırmalama tahtaları yaparken veya satın alırken dikkat edeceğiniz en önemeli nokta, kediniz arka ayakları üzerinde ayağa kalktığında tırmalama tahtası kedinizin boyundan daha yüksek olmalı, ve devrilmemesi için sağlam yapılmalıdır. tabanı kedinizin sevebileceği bir madde ile kaplanmalıdır.

● Duvara sağlamca tutturabileceğiniz dikdörtgen bir tahtanın etrafını da aynı şekilde kaplayıp tırmala tahtası oluşturabilirsiniz.

● Nasıl bir tahta olursa olsun, kediniz kullandığı sürece tahtanızı değiştirmeyin. Tahtanız ne kadar tırmalanmış ve eskimişse kediniz onu o kadar çok sevecek ve mobilyalarınız yerine onu kullanacaktır.

Kediler de Temiz Tuvalet İster

Kediler zor beğenen hayvanlardır. Bu nedenle ona temiz ve kolay kabul edebileceği bir tuvalet kabı hazırlarsanız evdeki tuvalet sorunu en aza inecektir. Kediler genellikle kokusuz, yumuşak, iyi kumları tercih ederler. Bazı kediler bir tuvalet kabına idrarını, diğerine ise sadece dışkısını yapmayı tercih ederler, buna göre ideal tuvalet sayısı evdeki her kedi için bir tuvalet kabından bir fazlası olmalıdır. Örneğin iki kedili bir evde farklı katlara veya farklı odalara yerleştirilmiş üç tuvalet kabı olması idealdir. Tuvalet kapların ocak veya çamaşır makinesi gibi gürültülü aletlerin yanına koymayın, kediler gürültüyü sevmezler. Kumlarındaki dışkıyı ve eğer topaklanan bir kum kullanıyorsanız idrarı her gün bir kürekle alın. Tuvalet kaplarını eğer topaklanmayan kum kullanıyorsanız haftada bir, topaklanan çeşitlerini kullanıyorsanız ayda bir bulaşık deterjanı ile yıkayın. Kedinizin tuvalet kabını kullanmamasının bir çok sebebi olabilir. Eğer böyle bir durumu fark ederseniz uygun bir tedavi için en kısa zamanda Veteriner Hekiminize danışın.

Kedilerin İdrarları İle İşaret Bırakmaları

İdrarını fışkırtarak işaret bırakma alışkanlığı kısırlaştırılmamış dişi ve erkek kedilerde normal bir davranıştır. Hatta bazen kısırlaştırılmış dişi ve erkeklerde de rastlanabilir. Genel olarak yetişkin erkek kedilerin %10’u, dişilerinse %5’i düzenli olarak işaret bırakırlar. Bu çeşit işaret bırakma evde veya sokakta yaşayan kedilerde görülür ve kedilerin ortamlarındaki değişikler (örneğin diğer kedilerin varlığı, eve yeni bir bebek veya hayvanın gelmesi, veya evde yalnız kalma süresinin artması gibi) nedeniyle, korku düzeyinin artmasıyla ilişkili olabilir. Aynı zamanda idrar ile işaret bırakma kedinizin kendi korkularıyla baş etme yöntemi de olabilir. Tedavisi mümkündür, Veteriner Hekiminize danışın.

Operasyon Öncesi ve Sonrası Özel Bakım Bilgileri

surgeondog“Evcil Hayvanınız bir operasyon geçirecek ! Operasyon öncesinde ve sonrasında bilmeniz gerekenler. Bakım konusunda neler yapmalısınız ?”

Operasyonla İlgili İpuçları

Hastalık veya herhangi bir kaza nedeniyle bir gün hayvanınızın operasyona ihtiyacı olabilir. Bu hem sizin, hem de evcil hayvanınız için stresli bir durumdur. Aşağıda herhangi bir cerrahi girişim sonrasında mümkün olduğunca komplikasyonsuz hızlı iyileşmeye giden yol için bazı ipuçlarını bulacaksınız. Operasyonun tipine göre ister büyük girişim olsun ister küçük bir girişim olsun veteriner hekiminiz size evcil hayvanınızın normal yaşamına ne zaman döneceğini söyleyecektir.

Operasyon Öncesi

● Veteriner hekiminiz operasyondan önce operasyonu etkileyebilecek daha önceden var olan herhangi bir hastalık durumunu kontrol edebilmek için sağlık kontrolü yapacaktır.

● Evcil hayvanınızın aşılarının tam olduğundan emin olun.

● Veteriner hekiminiz fiziksel muayene ile belli olmayan hastalıkları kontrol edebilmek için kan testi isteyebilir.

● Büyük operasyonlardan birkaç gün önceden antibiyotik tedavisi başlayabilir.

● Operasyon sonrası ne kadar süreyle yemek ve su verilmeyeceğini mutlaka öğrenin.

bustercollarOperasyon Sonrası Bakım

● Hayvanınız operasyon sonrası çok yorgun ve güçsüz olabilir. Onu çok heyecanlandırmayın.

● Klinikten ayrılırken tasmasını yeniden ayarlayın veya bir taşıyıcıya koyun. Onu yeni bir yaralanmadan koruyacaktır.

● Az miktarlarda yiyecek verin. Bol miktarda yemek ve su vermek midesini bulandırabilir ve kusmaya yol açabilir.

● Eğer veteriner hekiminiz operasyon sonrası kullanması için reçeteli gıda verdiyse nasıl kullanılacağını iyi anlayın.

● Hayvanınızın hareketlerini kısıtlayın. Merdiven tırmanmak zıplamak dikişlerin patlamasına yol açabilir.

● Yattığı yerin temiz ve ılık olduğuna emin olun.

● Hayvanınızın iyileşmesi için ilaç reçete edildiyse reçeteyi iyi okuyun ve doğru bir şekilde uygulayın.

● Dikişler genelde on günde alınmaktadır. Bu süre içinde her gün operasyon yarasını kızarıklık, şişme veya akıntı yönünden kontrol edin. Herhangi bir irkilti görürseniz hemen veteriner hekiminizle temas kurun.

● Hayvanınızın yarasını ısırmasını ve yalamasını engelleyin. Eğer zor oluyorsa “elizabet yakası” gibi engelleyici kafasına takın.

Kuduz Hastalığı

vaccine“Kuduz hastalığı hakkında bilinmesi gerekenler, alınacak önlemler nelerdir ?”

Tüm sıcakkanlı hayvanların beyinlerinde yerleşen ve oradan sinirler yoluyla tükürük bezlerine gelerek salyadan yaraya bulaşan akut seyirli, daima ölümle son bulan bulaşıcı viral bir hastalıktır. Hastalık köpek, kedi, sığır, koyun, keçi, at, eşek gibi evcil, tilki, kurt, çakal, fare, sincap, sansar, gelincik gibi yabani hayvanlarla insanlarda görülür. Yarasalar virüsü taşımalarına rağmen kendileri hastalanmazlar, ısırdıkları hayvan ve insanlara hastalığı bulaştırırlar.

Kuduz Hastalığının Bulaşma Şekli

Bulaşma kuduz bir hayvanın ısırması, tırmalaması veya salyasının yaraya bulaşması ile geçer. Virüs, vücuda girdiği yerde bulunan sinirler yoluyla beyine gider, yerleşir ve orada çoğalır. Beyinde çoğalan virüs tekrar sinirler yoluyla tükürük bezlerine gelir ve salyaya geçer. Virüsün vücuda girmesi ile hastalığın ortaya çıkması arasındaki süreye kuluçka dönemi denir. Bu dönem 3-4 gün ile 1 yıl ya da daha fazla sürede değişen bir zaman alabilir. Genel olarak kuluçka süresi İnsanlarda 27 – 64 gün, köpeklerde 20 – 60 gün, kedilerde 14 – 30 gün, sığırlarda 30 – 60 gündür.

kuduz2Kuduz Hastalığının Belirtileri

Kuduz Hastalığına yakalanmış hayvanlar tipik olarak birbirlerine benzer belirtiler gösterirlerse de bu belirtiler bazılarında az bazılarında çok değişik safhalar gösterir. Genel olarak gözlenen bu safhaların en çok kuduza yakalanan köpeklerdeki durumu şöyledir.

Sakin devre : Köpeklerin huyu değişir, sahiplerini tanımaz, evden uzaklaşır, kornea refleksi kaybolmuştur, 2 – 3 gün sürer.

Saldırgan devre : Hayvan huzursuzdur, sağa sola saldırır, ses ve ışıktan rahatsız olur, göz bebekleri genişler bakışlar dikkatlidir, yabancı cisimleri yer, havayı ısırır gibi yapar, sesi kalınlaşır, havlama uluma şeklini alır, salyasını yutamadığı için ağzından bol salya akar, hızlı solunum, bazen hayvan bu devrede ölür.

Felç devresi : Felç arka ayaklardan başlayarak bütün vücuda yayılır, alt çene düşer, dil gevşemiş ve ağzının bîr tarafından dışarı sarkmıştır, yemek yiyemez, su içemez ve dolayısı ile suya ve yemeye karşı bir hırs duyar ve 1 – 2 gün içinde hayvan ölür.
Kuduza yakalanmış hayvanlar 3-14 gün içinde mutlaka ölürler.

Kuduz Şüpheli Bir Hayvanla Karşılaşıldığında

En yakın görevliye (polis, jandarma, belediye görevlisi, vs.) durumu bildirin gerekli güvenlik önlemlerini almasını bekleyin, vereceği talimatlara uyun.

Asla kuduz şüpheli bir hayvana gerekli güvenlik önlemlerini almadan müdahale etmeye, yakalamaya çalışmayın. Onu korkutacak veya saldırganlaştıracak davranışlardan kaçının.

Şunları sakın unutmayın !

Hayvanlar bazı durumlarda aniden saldırganlaşıp ısırabilirler,

Tehdit altında olduklarını hissettiklerinde veya korktuklarında.
Yaşam alanlarını, yavrularını veya yiyeceklerini koruduklarında.
Aşırı heyecanlandıklarında (Oyun sırasında).
Sizi tanımadıklarında.
Av içgüdüsü uyarıldığında.
Saldırgan olmaya eğitildiklerinde.
Acı çekiyor olduklarında.

Hayvanların olduğu bir ortamda,

Asla gözlerinin içine uzun süre gözünüzü dikip bakmayın.
Asla yaralı bir hayvanı tedbir almadan kaldırmaya çalışmayın.
Asla uyuyan bir hayvanı rahatsız etmeyin.
Asla yemek yiyen bir hayvana çok fazla yaklaşmayın.
Asla hayvanların yanından koşarak geçmeyin.
Asla yabancı bir hayvana aniden yaklaşmayın.
Asla vahşi bir hayvana dokunmaya veya yemek vermeye kalkışmayın.

Eğer saldırıya uğrarsanız,

Ceketinizi çantanız, bisikletiniz, ısırabileceği herhangi bir şeyi ilgisini ona kaydırmak için verin,
Düştüyseniz veya sizi devirdiyse, başınızı ellerinizin arasına alarak kıvrılın. Ayaklarınızı karnınızda toplayın, başınızı ve özellikle boynunuzu koruyun.
Bağırmamaya ve ağlamamaya çalışın, mümkünse yuvarlanın.
Sakin kalmaya çalışın, sakın tekme atmaya veya vurmaya kalkmayın.

Kuduz Şüpheli Bir Hayvan Tarafından Isırılan Bir İnsanda Yapılması Gerekenler

Isırık yarasının beyine yakınlığı virüsün beyine ulaşması açısından önemlidir. Yara bölgesi beyine yakın ise en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Diğer bölge ısırıklarında bu süre 0-38 saat en fazla 72 saat olmalıdır. İnsanlarda bugün komplikasyonsuz HDCV (Human Diploid Ceil Vaccine) kuduz aşıları uygulanmaktadır. Isırık bölgesi bol sabunlu su veya antiseptik solüsyonlar ile temizlenmelidir. Yaraların yıkanması ile bulaşmış olan virüslerin yaklaşık yarısı yara bölgesinden uzaklaştırılmış olur.

Isırılmalarda Kuduz Şüpheli Hayvan Hakkında Yapılması Gerekenler

Bir insan veya hayvanı ısıran kuduz şüpheli hayvan veteriner hekimin denetimi altında 10 gün gözetim altında tutulur. Gözetim süresi içinde ölen hayvanın başı, ölümün kuduza bağlı olup olmadığının belirlenmesi için Tarım ve Köy İşleri Bakanlığına bağlı bölgemizde Pendik Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Müdürlüğüne gönderilmelidir. Gözetim süresi içinde ölmeyen hayvanlar ise serbest bırakılır.

Teşhis Yöntemleri

Kuduzdan ölen veya öldürülen hayvanlardan laboratuar teşhisi, Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’ nün kabul ettiği 3 metot ile yapılmaktadır.

Sellers Boyama yöntemiyle
Flüoresan Antikor Tekniğiyle
Deney Hayvanlarına İnokulasyonla

KUDUZLA MÜCADELE

Direk Mücadele

Koruyucu Kuduz Aşısı ile kedi ve köpekler 3 aylık olduktan sonra aşılanırlar. İthal Avrupa aşıların bazılarının 3 yıl koruyuculuğu olmasına rağmen ülkemizde yasal zorunluluk olarak kuduz aşısı her yıl tekrarlanmaktadır. Sahipli köpek nüfusu belirlenmeli ve aşılanmaları sağlanmalıdır. Sahipsiz köpeklerin kontrolü için bakım ve müşahede merkezleri oluşturulmalı, buraları bir anlamda sahiplendirmek için rehabilitasyon merkezleri olmalıdır. Bu merkezlerde köpekler kısırlaştırılmalı, aşılanmalı, bakımları yapılıp, sahiplendirmek için hazır hale getirilmelidir. Çevre kontrolü ile başıboş kedi ve köpeklerin besleneceği gıda artıkları ortadan kaldırılmalıdır.

İndirek Mücadele

Kuduz hastalığı hakkında halk ve çocuklar bilgilendirilmeli, insanların hayvanlara gösterdikleri sevginin yanı sıra, sorumluluklarının da olduğu anlatılmalıdır. Köpeğiniz ile keyifli ve sorunsuz bir yaşam sürmenin temeli onunla iyi iletişim kurmaktan geçer. Köpekler kendi aralarında vücut işaretleri yoluyla iletişim kurarlar. İnsanlarla iletişim kurmada da doğaları gereği aynı metodu kullanırlar. Köpeğinizle iyi iletişim kurabilmek için bu işaretleri yorumlamayı öğrenmeniz gereklidir. Böylece öğrenmesi gereken şeyleri ona daha kolay öğretebildiğiniz gibi onun yemek yemek, dışarı çıkmak, oyun oynamak yada ilgi ve sevgi gibi istek ve ihtiyaçlarını anlayabilirsiniz.
İlk defa köpek sahibi olanlar zamanla köpeklerinin vücut dilini anlamaya başlar. Köpekler duygularını ifade ederken çoğunlukla kuyruklarını kullanırlar. Pek çoğumuz çizgi filmlerde kuyruğunu sağa sola sallayarak yürüyen sevimli köpek kahramanları görmüşüzdür.

Genellikle sevindikleri, herhangi bir tehdit altında olmadıkları ve mutlu oldukları zaman köpekler kuyruklarını sallarlar, ev yaşamında sahibi eve döndüğünde, yemek yiyeceği zaman yada oyun oynamak istediğinde köpeğinizin kuyruğunu salladığını görürsünüz. Bazı durumlarda ise kuyruklarını dimdik havaya kaldırıp, hareketsiz tutarlar; bu duruş o anda belki de sizin duyamadığınız fakat onun duyduğu bir sese yada kokuya konsantre olduğunda görülür. Halk arasında “kuyruğunu kıstırdı” diye tabir edilen, kuyruğunu iki bacağının arasına alması ise köpeklerin korktukları ve kendilerini güvende hissetmedikleri anlarda yaptıkları bir harekettir. Kendinden üstün olan bir köpekle karşılaştığında kuyruğunu kıstırıp kaçabilirler.

Köpeklerin vücut dilinde yüz mimikleri çok anlam ifade eder. Onlar bizim gibi gülüp, ağlayamasalar da canları acıdığında, kızdıklarında ya da siz evden ayrıldığınız için üzüldüklerinde yüz ifadeleri değişir.

Irklara ve bireylere göre değişse de köpekler bir şeye kızdıklarında yada tehdit altında hissettiklerinde öncelikle karşısındakini hırlayarak, havlayarak ya da ön dişlerini göstererek uyarmaya yada korkutmaya çalışırlar.

Köpeklerle iç içe olduğunuz zaman dilimi büyüdükçe onların dilinden daha iyi anlar hale gelirsiniz. Unutmayın ki iyi iletişim iyi ilişkiler yaratır, zamanla sizin ve küçük dostunuzun arasında bir iletişim dili oluşacaktır. Köpeğinizi eğitirken o da sizin sözlerinizden, duruş ve hareketlerinizden ve hatta göz temasınızdan ondan ne istediğinizi anlar hale gelecektir.

Kedi Hastalıkları ve İlk Aşılama

picture_cat_lodging“Kedinizin sağlıklı ve uzun bir ömür sürdürmesi için ilk aşılamaların ne kadar önemli olduğunu ve hangi hastalıklara karşı koruduğunu bilmelisiniz.”

Kediniz için yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri, onun sağlıklı ve uzun bir yaşam sürmesi için yaygın kedi hastalıklarına karşı aşılatmaktır. Kedinizin annesi, doğumunu takiben ona hastalıklarla savaşabilecek antikorlar içeren süt verir. Bu süt ilk haftalarda kedinize bağışıklık sağlar. Bu süre dolduğunda veteriner hekiminizin yardım ve tavsiyeleri doğrultusunda bağışıklık, aşılama ile devam ettirilir.

Aşılar nasıl çalışır ?

Aşılar, değiştirilmiş yada öldürülmüş az miktarda virüs, bakteri yada diğer hastalık yapan organizmaları içerir. Uygulandıklarında, kedinizin bağışıklık sitemi savaşan hücreler ve proteinler (antikorlar) üreterek uyarılır ve kediniz hastalıklara karşı korunmuş olur.

Kedim Ne Zaman Aşılanmalı ?

Genellikle bir yavru kedinin bağışıklığı doğumuyla başlar 9 haftalık olduğunda sona erer. Bu genellikle ilk aşılamalara başlama için uygun bir zamandır ve bu aşılar 3 – 4 hafta sonra güçlendirici olarak tekrarlanmalıdır. Daha sonra kedinizin geri kalan tüm hayatı boyunca aşılamaların tekrar edilmesi gereklidir. Tabii ki bunlar aşılamanın ana hatlarıdır. Kediniz için en uygun olan aşılama programını veteriner hekiminiz belirleyecektir.

asiKedime Hangi Aşıları Yaptırmalıyım ?

Veteriner Hekimlerin büyük bir çoğunluğu sık rastlanan, bulaşıcı ve ciddi hastalıklara yol açan bazı etkenlere karşı kedinizin aşılanarak korunmasını tavsiye eder. Bunlar dışında kalan aşılamalar kedinizin kalıtsal, çevresel ve yaşam tarzı ile ilgili maruz kaldığı risk faktörlerinin veteriner hekiminiz tarafından değerlendirilmesiyle önerilebilir.

1. Feline Viral Rhinotracheitis

İnsanlarda yaygın olarak görülen nezledeki gibi üst solunum yollarında enfeksiyon yapan bu viral hastalık kolayca kediden kediye bulaşabilir. Bu sebeple kediniz diğer kedilerle temas ediyorsa yada etme olasılığı varsa bu hastalığa karşı aşılama zorunlu hale gelir. Belirtiler hafif ateş, iştah kaybı, aksırık, göz ve burun akıntısı, öksürük şeklinde olabilir. Yavrular özellikle duyarlıdır. Bu hastalık korumasız yavrularda tehlikeli olabilir ve etkin tedavisi sınırlıdır. Kediler tedavi olsalar da yaşam boyu taşıyıcı kalırlar.

2. Feline Calicivirus

Bu virus kedilerin üst solunum yolları enfeksiyonlarının diğer ana nedenidir. Yaygın ve çok bulaşıcıdır. Belirtiler ateş, dilde ülser ve kabarcıklar, pneumoni (akciğerlerin iltihabı) virüsün soyuna bağlı olarak hafiften şiddetliye varan düzeylerde görülebilir. Bu hastalığın da tedavisi güç olabilir. Şiddetli dişeti hastalığı, akan gözler ve kronik aksırığı olan kediler enfeksiyon saçarlar. Bu kediler iyileşse bile taşıyıcı kalırlar ve diğer kedileri enfekte etmeye devam ederler. Aşılama bu yüzden son derece önemlidir.

3. Feline Panleukopenia

Kedi gençlik hastalığı olarak da bilinen bu hastalık kedi vücudu dışında 1 yıla kadar canlı kalabilen çok dayanıklı bir virüs sebebiyle oluşur. Bu yüzden çoğu kedinin hayatı boyunca bu virüsle temas edebilecek olması, korumasız kedilerde %90 – %100 gibi yüksek enfeksiyon oranından dolayı, bu potansiyel öldürücü hastalığa karşı aşılama esastır. Keyifsizlik, ishal, kusma, şiddetli dehidrasyon (vücudun su kaybetmesi) ve ateş belirtiler arasındadır. Aşılama hastalığı önlemede çok etkili olmasına karşın, hastalığın tedavisi çok zordur. İyileşmesi zaman alır ve bir kere enfekte olan kedi hastalığı korumasız olanlara bulaştırabilir.

4. Kuduz

İnsan da dahil olmak üzere çoğu memeli türün merkezi sinir sistemini etkileyen tedavisi olmayan bir viral hastalıktır. Enfekte hayvanların salyasıyla, ısırık yada derideki yaralar yoluyla direk kontak sonucu bulaşır (kokarca, tilki, rakun ve yarasalar da dahil). Aşılama, kediniz hasta bir hayvan tarafından ısırıldığında veya tırmalandığında (kediler patilerini yaladıkları için salya ile temas tırmalanma ile de olabilir) kuduz virüsüne karşı çok daha fazla direnç sağlayacaktır. Ayrıca şunu bilmelisiniz ki bir kere hastalığa yakalandıktan sonra iyileşme şansı yoktur. Bu sebeple çoğu ülkede, tüm kedilerin kuduza karşı düzenli olarak aşılanmas ıyasal bir zorunluluktur. Buna ek olarak, ülke içi yada dışı seyahatlerinizde kesinlikle kedinizin kuduza karşı aşılı olduğunu kanıtlamanız gerekir. (Bknz. Evcil Hayvanlar ile Seyahat)

Diğer Aşılar

Kedinizin özel durumu ve risk faktörleri değerlendirildikten sonra veteriner hekiminiz diğer enfeksiyöz hastalıklara karşı aşılamayı tavsiye edebilir. Bu belirleme kedinizin yaşam tarzı ve daha nadir görülen bu hastalıklarla karşılaşma olasılığı temel alınarak yapılır.

5. Feline Leucemia (FeLV)

Kedinizin kedi lösemi virüsüyle enfeksiyonu, lösemi gibi kanser türü durumlardan, bağışıklı sisteminin tahribatı sonucu geniş çaplı ikincil enfeksiyonlara kadar çok sayıda sağlık problemlerine sebep olabilir. Kuzey Amerika kedilerinin ana ölüm sebebi bu virüstür. Virüsle ilk temastan sonra kedi aylarca belki de yıllarca hiç belirti göstermez. Fakat bu süre boyunca diğer kedilere hastalığı bulaştırır. Kedinizin FeLV taşıyıcısı olup olmadığını belirlemek için basit kan testleri vardır. Eğer kediniz taşıyıcı değilse ve diğer kedilerle temas ediyor ise öldürücü bu hastalığa karşı aşılanması gereklidir.

6.Feline Chlamydophila

Bu bakteriyel hastalık kedilerin tüm üst solunum yolu hastalıklarının %5 inden sorumludur. Özellikle genç kedilerde olmak üzere çok bulaşıcıdır ve enfeksiyon oranı çok yüksektir. Gözün mukoz membranlarında lokal enfeksiyona neden olur. Fakat akciğerleri de etkileyebilir. Chlamydophila direk temas ile insanlara da bulaşabilir. Korunmada aşılama esastır.

Aşılama ne kadar etkilidir ?

Herhangi bir ilaç tedavisi yada cerrahi müdahale gibi aşılamada %100 garanti veremez. Buna rağmen iyi besleme ve kabul edilebilir hijyen şartları ile birleştirildiğinde aşılama kedinizin hastalıklara karşı en önemli savunmasıdır. Buna ek olarak ciddi bir hastalığın tedavisinin size olacak maliyeti ve sevgili kedinize vereceği rahatsızlık karşısında aşılama çok daha mantıklı görülmektedir.

Katarakt Hastalığı Nedir ?

“Evcil Hayvanların görme kaybına yol açan katarakt hastalığı ve tedavi yolları hakkında neler biliyoruz?”

goz1Katarakt Nedir ?

Gözün içinde ışığı gözün arkasına yada retina’ya odaklayan lens bulunur. Görüntü retina’da oluşur. Bu durum , film üzerine ışığı odaklayan lense sahip fotoğraf makinesi ile benzerlik gösterir. Eğer lens ışığı geçiremeyecek derecede koyu beyaz hale gelirse buna katarakt denir.

Katarakt’a Neler Sebep Olur ?

Köpeklerde en sık görülen katarakt nedeni kalıtımdır. Diğer nedenler, göze gelen yaralanmalar veya diabetes mellitus (şekere bağlı diabet) gibi hastalıklardır. Bazıları ise kendiliğinden bir oluşum gösterir ve yaşa bağlı gelişirler.

Bazı Irklar Katarakt Oluşumuna Diğerlerine Göre Daha mı Eğilimlidirler ?

Bir çok köpek ırkı kalıtsal kataraktla etkilenmektedir. Bazı belirli ırklar (amerikan cocker, labrador, kaniş, boston terrier ve welsh springer spaniel) ’i kapsamaktadır.

goz2Benim Köpeğim veya Kedim Kör Olacak mı ?

Eğer katarakt lensin %30 ’undan daha azını yada sadece bir lensi etkilemişse bunlar sıklıkla görüşü azaltırlar. Total lens alanında opasite % 60 ’a ulaşırsa görüntü bozukluğu genellikle belli olur. Eğer opasite lensin % 100 ’üne yayılırsa, dostunuz kör olur. Bununla birlikte kataraktın statik kalışı veya ilerlemesi kataraktın tipine, ırka ve diğer risk faktörlerine bağlıdır.

Köpeğimin veya Kedimin Kör Olmasını Önlemek İçin Birşey Yapılabilir mi ?

Bu gün Veteriner Hekimler kataraktı uzaklaştırıp evcil hayvanınızın bozulan görüşünü düzeltebilmektedirler. Katarağın kesin tedavisi operasyonladır. Günümüzde phaco cerrahisi ile evcil hayvanlarda katarağın tedavisi başarıyla yapılabilmektedir. Çoğu evcil hayvan az miktarda komplikasyonla birkaç gün içinde normal koşma ve oynama haline dönüş yapar. Ülkemizde bu operasyonu başarıyla gerçekleştiren, gerekli alet ve ekipmana kendi bünyesinde sahip, konusunun uzmanı veteriner hekimler bulunmaktadır.

goz3Eğer Köpeğim veya Kedim Kör Olursa Bu Kaç Yaşında Gerçekleşir ?

Kataraktın en büyük sebebi kalıtım olduğundan beri, kataraktın ilerlemesi ırktan ırka değişmektedir. Bazı ırklarda katarakt diğerlerine göre nispeten erken oluşurken, diğerlerinde ilk belirtiler evcil hayvan yaşlandığında tespit edilebilir ve ilerleme o kadar yavaştır ki evcil hayvan yaşlılıkta bile hala iyi görüşe sahiptir.

Evcil Hayvanınıza İlaç Yutturmak

“Evcil Hayvanınıza ilaç yutturmak zorunda kalırsanız bunu nasıl yapacağınızı biliyor musunuz ?”

Köpeğinize ilaç uygulama

Tıpkı sizin gibi köpeğinizde hastalanabilir ve veteriner kliniğinden eve döndüğünüzde elinizde veteriner hekimin size uygulamanız için verdiği bazı ilaçlar olabilir. Bu ilaçları doğru olarak nasıl vereceğinizi ve hem sizin hem de köpeğiniz için kolay olanı öğrenmeniz gerekir. Veteriner hekiminizin söylediklerini her zaman takip edin, doğru miktarlarda ve verdiği süre kadar uygulamaya dikkat edin.

pil4

Tabletler ve kapsüller

1.adım

● Hapı bir elinizin işaret parmağı ile baş parmağınız arasına alın.

● Diğer elinizle üst çeneyi köpek dişinin arkasından işaret ve baş parmağınızla sıkıca kavrayın.

2. adım

● Dudaklarını dikkatlice dişlerinin üzerine kıvırarak ağzını açın. Bu yöntem ısırılma ihtimalini çok azaltır.

3.adım

● Bileğinizi yukarı çevirerek kafasını yukarı kaldırın.

● Diğer elinizin ortanca parmağını kullanarak alt çeneyi açın.

4.adım

● Ortanca parmağınız öndeki körelmiş dişlerin üzerindeyken hapı dilinin olabildiğince gerisine yerleştirin.

● Hemen ağzını kapatın. Elinizle ağzını kapatmaya devam ederken yutkunabilmesi için kafasını eğin.

5.adım

● Boğazını okşayarak veya burnuna üfleyerek yutkunmasını teşvik edin.

Sıvılar ve şuruplar

Doğru doz için kutunun üzerindeki etiketi okuyun. Üzerinde çalkalayın yazıyorsa çalkalayın.

pil3

1. Adım

● Başlamadan önce enjektöre ilacı çekin.

● Yanağı ve dişlerinin arasından ilacı uygulayın.

● Ağzını kapalı tutun ve kafasını yavaşça yukarı kaldırın.

2. Adım

● Yutkunmasını teşvik için boğazını okşayın veya burnuna üfleyin.

3. Adım

● Köpeğiniz verdiğiniz ilacı tükürüyorsa veya ağzını açmıyorsa sakinleştirin.

● Bir süre bekleyin ve yeniden deneyin.

İPUÇLARI

● Her zaman için ilacın etiketini okuyun.

● Veteriner hekiminize aç ya da tok olarak verileceğini sorun. Eğer yiyecekle birlikte verilebiliyorsa bir parça peynir veya fıstık ezmesi içinde verebilirsiniz.

● Bir arkadaş veya aileden birini yardım için çağırın.

● Köpeğinize ilacı yerde veya kucağınızda vermekten kaçının. Kaymayan bir yüzeyi olan masayı tercih edin.

● İlacı uygularken sakin olun. Hayvanlar sahiplerinin gergin olduğunu hisseder ve ilacı yutturmak güçleşir.

● Mutlaka ilacı verdikten sonra sevin ve ödüllendirin.

Kedinize ilaç uygulama

Aynı sizin gibi kedinizde ara sıra hastalanabilir ve veteriner hekiminiz evde uygulamanız için bazı ilaçlar verebilir. Doğru şekilde nasıl yapılacağını öğrenmek bu işlemi kediniz ve sizin için daha kolay hale getirecektir. Daima veteriner hekiminiz tarafından verilen talimatları takip edin. İlaçlar veteriner hekiminizin belirlediği süre boyunca ne eksik ne de fazla verilmelidir.

pil1

Tablet ve Kapsuller

1. Adım

● Hapı bir elinizin baş ve işaret parmakları arasına yerleştiriniz.

● Diğer elinizle baş ve işaret parmakları kanin dişlerin hemen arkasından elmacık kemiğini kavrayacak şekilde kedinizin kafasının üstünden tutunuz.

2. Adım

● Kedinizin gözleri yukarı bakana kadar kafasını arkaya eğiniz.

● Genellikle kedinizin alt çenesi kendiliğinden açılacaktır.Açılmazsa hapı tuttuğunuz elinizin orta parmağıyla biraz baskı uygulayınız.

● Hapı kedinizin ağzına getiriniz.

3. Adım

● Orta parmağınızı küçük kesici dişler üzerine koyarak çeneyi açık tutunuz.

● Hapı dilin olabildiğince gerisine bırakınız.

● Hemen ağzı kapatınız.

4. Adım

● Yutmayı teşfik için kedinizin boğazını nazikçe okşayın yada burnuna üfleyiniz.

● Isırılmamak için hızlı hareket ediniz.

Sıvılar ve Şuruplar

Doğru doz için prospektüsü okuyun. Talimat verilmişse, şişe içeriğini çalkalayın.

pil2

1. Adım

● Başlamadan önce şırıngayı yada damlalığı ilaçla doldurunuz.

● Sıvı ilaçlar yanak ve dişler arasında kalan cep şeklindeki boşluğa akıtılır.

● Kedinizin çenesi kapalı olarak tutunuz ve kafasını hafifçe geriye eğiniz.

2. Adım

● İlacı şırınga yada damlalıkla nazikçe yukarıda bahsedilen boşluğa akıtınız.

Faydalı İpuçları

● Daima etiket talimatlarını dikkatlice okuyunuz.

● Veteriner hekiminize ilacın aç karına mı , tok karına mı uygulanacağını sorunuz.

● Kedinizi kucağınıza yada kaymaz yüzeyli bir masaya alınız.

● İlaç uygularken sakin olunuz. Kediniz gergin olduğunuzu hissedebilir ve bu ilacın uygulanmasını zora sokabilir.

Hap Yutturma Araçları

Parmaklarınızı kedinizin ağzına sokmak istemezseniz hap yutturma araçları kullanabilirsiniz. Hap yutturmada kullanılan araç şırıngaya benzer plastik bir tüptür.

● Hapı tüpün sonuna yerleştiriniz.

● Tüpü şırınga gibi işaret ve orta parmak arasında tutup baş parmakla pistona basınız.

● Kedinizin gözleri yukarı bakana kadar kafasını arkaya eğiniz.Genellikle kedinizin alt çenesi kendiliğinden açılacaktır. Açılmazsa hapı tuttuğunuz elinizin orta parmağıyla biraz baskı uygulayınız.

● Aleti dilin kaidesine yerleştiriniz.

● Pistona basarak hapı dilin olabildiğince arkasına bırakınız.